Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
30 Mayıs 2020 - Cumartesi 11:53 Bu yazı 230 kez okundu
 
BİR MAHALLE PROFİLİ
N. Sait Ekici
 
 

Bekirağa Mahallesi: Bolvadin’in müzisyenleri ve zanaatkârları hep bu mahalleden çıkmıştır. Bolvadin’in ve çevrenin çömlek ustalarının hepsi de bu mahallelidir.

    Mahallenin girişinde Testici Hilmi Akçay’ın ev vardı. Memidikler’in evden sonra, Tüssülü ( Şıh Mehmet Demir) nün ev, Kalaycı Lökünün Emin’in ev, devam eder giderdi. İki tekerli arabasına eşek koşup rızkını temin için çalışan Ceylan AK vardı. Kekliğin Hoca, yağcılarda elcik çekerdi. Aynı hizada, Tefçi Elvida (Elveda) Aba’nın ev vardı. Antepli’nin, Çalgıcı Badı Omar’ın ev derken devam eder giderdi.

*   

   Kösenin Hasan Hüseyin EMER vardı. Kalender bir insandı. Sokak çeşmelerinden kahvehanelere, yaz-kış testilerle su çekerdi. Siyah uzun sakalı vardı. Toplum buna, Yunanlı papazın adını lakap olarak takıyor. Sonradan herkes “Makaryos” diye hitap etmeye başladı. Bu mahallede; hiç zengini olmayan, kendi halinde, mütevekkil, gün azıklı, ihtiyaçlı aileler yaşardı… Her evde tencere kaynar ama tencerede kaynayan et mi, dert mi kimse bilemez.

    ZAYİDENİN KÖR BEYGİR

    Toplumumuz, yaz bitimine doğru kışlık yiyeceklerini mutlaka hazırlardı. Çetin geçen kış şartlarında çalışılamadığı zor günler için nevâlesini yazdan düzerdi... Biberini, yaprağını kurutur; ekşisini (salça) çıkarır; turşusunu kurar; bulgurunu, düğüsünü, göcesini hazırlardı…

   Mahallelerde bulgur ve göce çeken kişiler olurdu. Bu kişilerin evinin bir bölümünde, içi havuz gibi oyulmuş büyük taşlar olurdu. Bu taşın içinde silindir biçiminde dikine duran bir taş ve ortasında ağaçtan bir direk olurdu. Harmandan kaldırılan veya satın alınan buğday, önce yıkanır kurutulur, içinin taşı ayıklandıktan sonra altına ateş yakılan büyük kazanlarda kaynatılırdı. Buna “gölle” denirdi. Belli bir kıvama gelip pişen buğday mahallenin el-ayak değmeyecek yerine kilim veya bez serilerek kurutulurdu. Kuruyan buğday, bulgur veya düğü yapılmak üzere “mengen” dediğimiz bu taşın içine dökülürdü.

*

   Yıkanıp, taşından ayıklanıp, kaynatılmadan çekilen buğdaya “göce” denir. Göceden, milli yiyeceğimiz olan “keşkek” yapılır. Silindir biçimindeki taşın ortasına bağlanan ağaç direğe bir at bağlanırdı. At, aynı noktada döneceği için, başı dönmesin diye gözü bir bezle bağlanırdı. Kösenin Hasan Hüseyin’in (Makaryos) karısı Zahide Aba vardı. Bekirağa Mahalle’sinin ve diğer mahallelerden gelenlerin buğdaylarını, az bir ücretle bu kadın çekerdi. Atının gözü kör olduğu için atın gözüne bez bağlamazdı… Sonbahar ayında, bu şekilde rızkını temin etmeye çalışırdı. Bu kadının kör atı, zamanla Bolvadin’de deyim haline geldi. Bir yerde fazla dolaşan kişiler için: “Zayidenin kör beygir gibi ne dolanıp duruyon?..” derler… “Bilemedim gitti, dünya kime yâr; / Kimler gam ehlidir kimler bahtiyar?...” N.Sait EKİCİ

 

 

 
Etiketler: , , , , BİR, MAHALLE, PROFİLİ, , ,
Yorumlar
Resmi İlan

               

Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Öne Çıkanlar
Alıntı Yazarlar
Afyon
Az Bulutlu
Güncelleme: 04.07.2020
Bugün
17° - 33°
Pazar
19° - 34°
Pazartesi
19° - 34°
Afyon

Güncelleme: 04.07.2020
İmsak
03:42
Sabah
05:31
Öğle
13:07
İkindi
17:02
Akşam
20:33
Yatsı
22:15
Arşiv Arama
Haber Yazılımı