Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
04 Temmuz 2020 - Cumartesi 11:29 Bu yazı 84 kez okundu
 
FAİK SAKARYA (Sevranların Faik)
N. Sait Ekici
 
 

Sessiz-sakin, çalışkan, kalender bir insan idi... Eskicilik mesleğinin yanı sıra; amelelik, işçilik, helâ kuyusu çekme işleri de yapmıştır. Ekrem ve Mevlüt adlarında iki oğlu vardır. Babası, askeriyede “Tabur İmamı” olarak görev yapan “Sevran Hoca”dır.  

   GÖREVDEN  AZİL

   İstiklal Mahkemeleri ilk olarak 1920 yılında; Kurtuluş Savaşı sırasında askerlikten kaçanları, yağmaya girişenleri, bozguncuları, ordudan silah çalanları yargılamak üzere olağanüstü hallerde geçici olarak kuruluyor. Cumhuriyet’ten sonra ise, doğuda devleti yıkmak parçalamak amacıyla büyük bir isyan başlatılıyor. Tarihe “Şeyh Sait İsyanı” olarak geçen bu olaydan sonra, bu isyanının içerisinde olanları yargılamak için, İstiklal Mahkemeleri çeşitli illerde tekrar kuruluyor.

   Düşmanın yurttan kovulmasından sonra Cumhuriyet kurulmuş ve çeşitli inkılâplar (devrimler) yapılmıştır. Halkın bu kurallara uyması istenmiştir. Bolvadinli Faik Sakarya’nın babası Sevran Hoca, askeriyedeki görevine devam ederken, kanunlara uymadığı gerekçesiyle, savcı tarafından tutuklanır ve İzmir İstiklal Mahkemesi’ne gönderilir. Davacısı kadı olanın Allah yardımcısı olsun.

*

   Burada beraat eder fakat vazifesinden de azledilir (görevden alınır). Kimsenin hayatında, hiç kimsenin yeri garanti değildir. Gün gelir rüzgâr tersine eser... Yıllarca okumuş adam bir anda işsiz kalır. Etrafta fakirlik diz boyu, ne yapacağını şaşırır. Yok yere geçim sıkıntısı çekmeye başlar. Zirveden dibe düşmenin sıkıntılarını yaşamaya başlar. Ramazan ayında köylerde “hak ile” imamlık yapmaya gider.

*

   Dördüncü erkek çocuğu olarak Rıfat dünyaya gelir. Evde açlık son halini almıştır. Hanımının sütü olmadığı için çocuğunu emziremez. On üç yaşında olan en büyük oğlu Faik, pekmez çıkaran Dıngacı Osman’ın dükkanında üzüm ezmekte, orada çalışmaktadır. Ona: “Oğlum, ananın sütü yok, ustana söyle de bize bir ekmek alıversin.” der. Faik gider, ustasına durumu anlatır. Ustası üç ekmek alır ve yanına da üç salkım üzüm koyarak Faik’i evlerine gönderir. Karnı doyan hanımının sütü gelir, çocuğunu emzirir. Uğradığınız haksızlığın hesabını soramadığınızda üzülmeyiniz, bazı hesapları sorma kuvvet ve kudreti yalnız Allah’a aittir.

*

   ÜÇ  İDAMLIK

   Bolvadin… 1931 yılının Şubat ayının başları…Gece yarısı, her yer zindan…Hava soğuk, ortalık sessiz…Askerler, önlerinde rehberle birlikte kalın paltolarının omuz kısmına astığı silahlarıyla Emrullah Mahallesi’nde ilerleyip Balta Çeşmesi’ni geçerler ve Sevran Hoca’nın evinin önüne gelerek kapının tokmağını hızlı hızlı vururlar... Tokmak sesi, birbirine bitişik durumda olan komşu evlerden de duyulur. Ev sakinleri gece yarısı çalınan bu kapıdan dolayı ürkerek uyanırlar... Sevran Hoca : “Hayırdır inşallah!” diyerek kalkar ve kandili yakarak kapıyı açar. Kandilin zayıf ışığında yüzlerini zor gördüğü dört asker, kendilerinin görevli olduğunu, birlikte gideceklerini söyler. İçeriye girip giyinir ve üzerine paltosunu alır. Uyanan eşi ve çocukları korkak, kaygılı ve üzüntülü gözlerle babalarına bakarlar.

*

   Sabah ezanı vakti yaklaşmıştır. Gecenin karanlığında sessizce ilerlerlerken, sadece yerdeki donmuş karlara ayak basma sesleri duyulmaktadır. Bedesten İçine girerler... Hacıata’nın Han’ın gıcırdayarak açılan borda kapısından içeriye girdiklerinde durumu anlar, içi titrer. Hanın ortasında bulunan avluya üç tane darağacı kurulmuştur. Devlet erkânı da oradadır. Bunu da, mahkûmlara dini vazifesini yaptırması için oraya getirmişlerdir… İdam mahkûmlarına önce abdest aldırıp, Allah rızası için iki rekat namaz kıldırır. Tövbe istiğfar ettirip Kelime-i Şahadet getirtir... Ellerini arkadan kelepçelerler, üzerlerine kefen gibi beyaz elbise giydirip bir kağıtta yazılı olan suçlarını ve verilen kararı boyunlarına asıp sehpaya çıkartırlar. Yakın bir köyden getirilmiş olan cellat, ayaklarından sehpaları çekerek görevini tamamlar.

*

   Gece yarısı Sevran Hoca’nın jandarmalar arasında götürüldüğünü gören komşuları, onun idama gittiğini zannedip çok üzülürler... On yedi yaşında olan oğlu Faik ve on dört yaşında olan oğlu Ekrem babalarının âkibetini öğrenmek için üzüntülü ve yaşlı gözlerle, diğer meraklılarla birlikte hanın kapısı önünde beklemektedir. Gün ışımış, güneşin ilk ışıkları etrafı aydınlatmaya başlamıştır. Hanın büyük kapısı açılınca, bütün gözler oraya çevrilir. İçeriden devlet erkânıyla birlikte babasının çıktığını gören çocukları, ona sevinçle el sallarlar. Sevran Hoca da onlara, durum düzeldi, kurtuldum,  anlamına gelen: “Faik, Ekrem, salâh salâh!” der. Bir korku daha böylece atlatılmış olur… N.Sait EKİCİ

 
Etiketler: , , , FAİK, SAKARYA, (Sevranların, Faik),
Yorumlar
Resmi İlan

               

Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Öne Çıkanlar
Alıntı Yazarlar
Afyon
Parçalı Bulutlu
Güncelleme: 08.08.2020
Bugün
19° - 32°
Pazar
17° - 31°
Pazartesi
16° - 30°
Afyon

Güncelleme: 08.08.2020
İmsak
04:23
Sabah
05:58
Öğle
13:09
İkindi
16:57
Akşam
20:09
Yatsı
21:37
Arşiv Arama
Haber Yazılımı