301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
18 Aralık 2019 - Çarşamba 11:39 Bu yazı 77 kez okundu
 
UMUT
Selçuk Taşkın
selcuktaskin1987@gmail.com
 
 

Umut hayattaki hırsımıza bağlıdır. Biz ne kadar azimli olursak, o kadar çok hırslı ve umutlu oluruz. Bu durum biraz da beklentilerimize bağlıdır. Biz ki çıkışı olmayan bir yolu umutlarımızla aşarsak, o zaman hayata iyi bir adım atmış oluruz! Umut, hasta bir insanı yatağından kaldıran, gözleri kör birine görmeyi sağlayan, hatta fakir bir insanı bile zengin yapan en önemli faktördür. İnanın ki bu hayatta çok bencil insanlar var. İşini hep şansa bırakanları düşünemiyoruz bile… Umudun zıttı olan karamsarlık da çok kötü bir şeydir. Kimi insanlar çabalamak yerine karamsarlığa düşüp; ”Yok olmadı, yapamayacağım, ben bittim” gibi sözler söyleyip, o durumdan kurtulmayı akıllarına bile getiremezler. Bu şartlar altında bile böyle davranıyorsalar, savaştaki insanlar nasıl yaptı? Onları ne kurtardı? Sevdiklerinin umutlarıyla, kendi umutlarıyla bu güne gelmediler mi? Kendileriyle birlikte bizi de getirmediler mi? Şunu anlayın ki ölümden bile ancak umutla kurtulabiliriz… Hayattaki adımlarımızı umutla atarız. Bu adımlarda bir kere bile karamsarlığa kapılırsak, o an yere düşeriz. Tekrar çabalarsak kurtulabiliriz. Aynen çağdaş insanların yaptığı gibi. Unutmayın karanlık bir dünyayı bir ışık, bin umut kurtarır!

Umut ile ilgili bir de hikâyemizi okuyalım ve düşüncelerde bulunup ders çıkaralım.

Ülkenin batısındaki küçük bir mahallenin bir sokağının neredeyse tamamı ressamlardan oluşmaktaydı. Bu mahallede, üç katlı bodur bir tuğla yığının tepesinde iki kız arkadaşın stüdyoları bulunmaktaydı. Alt katlarında ise yaşlı bir ressam otururdu. Günlerden bir gün genç kızın arkadaşları zatürreye yakalandı. Genç kız günden güne eriyordu. Bir gün, arkadaşı resim yaparken o da yatağında pencereden dışarı bakıyor ve sayıyordu... Geriye doğru sayıyordu; ''On iki'' dedi, biraz sonra da ''on bir''; arkasından ''on'', sonra ''dokuz''; daha sonra, hemen birbiri ardına ''sekiz'' ve ''yedi''. Arkadaşı merakla dışarı baktı. Sayılacak ne vardı acaba? Görünürde sadece kasvetli, bomboş bir avlu ile altı yedi metre ötedeki tuğla evin çıplak duvarı vardı. Budaklı köklerinden çürümüş, yaşlı mı yaşlı bir asma, tuğla duvarın yarı boyuna kadar tırmanmıştı. Dönüp arkadaşına ''Neyin var?'' diye sordu. Hasta kız fısıltı halinde ''altı'' dedi. ''Artık hızla düşüyorlar. Üç gün önce nerdeyse yüz tane vardı. Saymaktan başım ağrıyordu. Ama şimdi kolaylaştı. İşte biri daha gitti. Topu topu beş tane kaldı şimdi.'' ''Beş tane ne?'' diye sordu arkadaşı. ''Yapraklar, asmanın yaprakları. Sonuncusu da düşünce, bende mutlaka gideceğim. Hissediyorum bunu. ''Arkadaşı ona saçmalamamasını söyleyip içmesi için çorba götürdü. Fakat o; ''İşte bir tane daha gidiyor. Hayır, çorba falan istemiyorum. Bununla geriye dört tane kaldı. Hava kararmadan sonuncusunun da düştüğünü görmek istiyorum… Ondan sonra bende gideceğim.'' diyerek cevap verdi. Genç kız uykuya daldığında arkadaşı da alt kattaki yaşlı ressama ziyarete gitti. Bu sırada yaprak olayını da anlattı yaşlı ressama. Yukarı çıktığında arkadaşı uyuyordu. Ertesi sabah hasta kız hemen arkadaşına perdeyi açmasını söyledi. Ama hayret! Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen upuzun gece boyunca aralıksız yağan yağmur ve şiddetli esen rüzgârdan sonra, bir asma yaprağı hala yerinde duruyordu. Sapına yakın tarafları hala koyu yeşil kalmakla birlikte, testere ağzı gibi tırtıllı kenarlarına ölümün ve çürümenin sarı rengi gelmiş olan yaprak, yerden altı yedi metre yükseklikteki bir dala yiğitçe asılmış duruyordu. ''Bu sonuncusu'' dedi hasta kız. ''Geceleyin mutlaka düşer diye düşünmüştüm. Rüzgârı duydum. Bu gün düşecektir, o düştüğü an ben de öleceğim.'' Ağır ağır geçen gün sona erdiğinde onlar, alacakaranlıkta bile, asma yaprağının duvarın önünde sapına tutunmakta olduğunu görebiliyordu. Derken şiddetli yağmur tekrar başladı. Hava yeteri kadar aydınlanır aydınlanmaz, genç kıza hemen perdenin açılmasını istedi. Asma yaprağı hala yerindeydi. Genç kız, yattığı yerden uzun uzun yaprağı seyretti. Sonra arkadaşına seslendi; ''Münasebetsizlik ettim. Benim ne kötü bir insan olduğumu göstermek istercesine, bir kuvvet o son yaprağı orada tuttu. Ölümü istemek günahtır. Şimdi bana biraz çorba verebilirsin'' dedi. Akşamüstü gelen doktor ayrılırken; şimdi bir alt kattaki hastaya bakmam gerekiyor. Yaşlı bir ressammış sanırım. O da zatürree. Yaşlı adam çok ağır bir durumda, kurtulma umudu yok ama daha rahat eder diye bugün hastaneye kaldırılıyor'' dedi. Ertesi gün Doktor; ''Tehlikeyi atlattınız, siz kazandınız'' dedi. O gün öğleden sonra arkadaşı, iyice iyileşmiş olan arkadaşına alt kattaki yaşlı adamı anlattı. Yaşlı adam iki gün hastanede yattıktan sonra ölmüş. Hastalandığı günün sabahı kapıcı onu, odasında sancıdan kıvranırken bulmuş. Pabuçları, elbisesi baştan aşağı sırılsıklam, her yanı buz gibi bir haldeymiş. Öyle korkunç bir gecede nereye çıktığına akıl sır erdirememişti kimse. Sonra, hala yanık duran gemici feneri, yerinden sürüklene sürüklene çıkarılmış bir portatif merdiven, bir de üstünde birbirine karışmış sarı, yeşil boyalarla bir palet ve sağa sola saçılmış bir kaç fırça bulmuşlar. O zaman o son yaprağın sırrı da çözüldü. Rüzgâr estiği zaman bile yerinden oynamayan yaprak, yaşlı ressamın şaheseriydi. Yaşlı ressam, son yaprağın düştüğü gece oraya bir yaprak resmi yapıp yapıştırmıştı...

 

 
Etiketler: UMUT,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Değişime ayak uydurun
Uyumazsak ne olur
Bağımlılık yapan oyunlar
Egoist insanlar
İşleyen demir ışıldar
GÖZ YUMMA
Kurtulamayacağınızı düşünmeyin!
MERAK
Kahvaltının önemi
Kalbini bozan kendini bozar!
Küresel ısınmanın tehlikesi
Depresyon
Hazır Gıdalardan Uzak Duralım
Hayatımızda Büyük Yeri Var
Çoğumuz bazı konularda çok üşengeciz
Erken kalkan yol alır
Geri dönüşümün önemi
Daha önce bunları duymuş muydunuz?
Tutumlu Olmak Önemli
Affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır
sevgi göstersin mi?
Erken kalkan yol alır
Her Türk’ ün 1921 yılının Mart ayına bir borcu vardır
KEÇİBOYNUZU
Aile bir bina gibidir
Rüya Görmenin sırları
Şehirler ölmez vatan bölünmez
Kadınlar hiçbir şeyi haklı olsan dahi hakketmez
Ninniler
Haşhaşın tarihçesi
Depresyon da olan insana karşı nasıl davranılmalı
Depresyon da olan insana karşı nasıl davranılmalı
Doğa sevgisi
Birlikten kuvvet doğar
Bir şeyleri değiştirmek isteyen insan önce kendinden başlamalıdır
Kendimize karşı dürüst olmalıyız
Adaletli ol ki sana da adaletli davransınlar
KAHVE
Geri dönüşümü önemsemeliyiz
Kış Aylarının olmazsa olmazı Ayva’nın Faydaları
Bayrağımız bizim için önemlidir
Bir şeyleri değiştirmek isteyen insan önce kendinden başlamalıdır
Kendimize karşı dürüst olmalıyı
Kendimize karşı dürüst olmalıyı
Adaletli ol ki sana da adaletli davransınlar
Depreme karşı milletçe duyarlı olmalıyız
Renklerin duygular ve düşünceler üzerindeki olumlu veya olumsuz etkileri
Renklerin duygular ve düşünceler üzerindeki olumlu veya olumsuz etkileri
Acele giden ecele gider
Bitter çikolata’nın Muhteşem mucizeleri
Yediğiniz lokmalara dikkat edin!
Kalbini bozan kendini bozar!
Yediğiniz lokmalara dikkat edin!
anadolu
Sorumluluklarımızı Bilelim
Kan davası
İki yüzlülük
Soğuk kazalara kısa Tedavi
İnsan Ruhu Su gibi Akar
Komşuluk ilişkinizi üst seviyede tutun
Hayvanları koruyalım
Bizi öldüren şeyleri yaşatan da biziz
Aile
HEDİYE NEDEN TAKINTIMIZ
Kitapsız Hayat Olmaz
Kavga etmenin kötü sonucu
Saygıda kusur etmeyin
Kış mevsiminin getirdiği mutluluk veya hüzün
en önemli alışkanlık el temizliği.
Suç ve toplum
Anne ve baba tutumlarının çocuk üzerindeki etkileri
Kendinizi sevin
Sokak hayvanlarına değer verelim
Sevgi ve saygı
Dünyadan haberiniz var mı?
2020'yi Planladınız m?
GÜZEL BİR GELECEK İÇİN AĞAÇLARIMIZI KORUYALIM
Doğanın güzelliği yaşamı gençleştiriyor.
Ağaçları kesmeyelim
Kendimize en büyük zararı yine kendimiz veriyoruz.
Toprağın enerji verdiğini biliyor muydunuz?
Aşk insanı değiştirir mi?
Hastalık hayallerine engel değil
İyilikten zarar gelmez
İyilikten zarar gelmez.
Bir saniyenin bile kıymetini bilin...
Faydalı olmak için okuyun
Limon suyunun Faydaları saymakla bitmiyor
Emek olmadan yemek olmaz...
Ağaçlar bizim için önemli canlılardır
SU AKA AKA YOLUNU BULUR
Zamanın da yapılan iş her zaman ön plandadır
Allah de ötesini bırak
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü
Uyku Aşıklarına Dikkat
SEVİYOR SEVMİYOR
Bağışıklık sistemini ayakta tutun
Sağlık
Alışverişte Nasıl Davranmamız gerekiyor
Bağışıklık sistemini ayakta tutun.
Televizyonun insan hayatındaki yeri
Kişiyi suç işlemeye kişimi? yoksa toplumu iter?
Teknolojiye Esir Olmayalım
Para kazanmak harcamaktan zor
KİTAP OKUYAN BAŞARILIDIR
Ağız ve Diş Sağlığının Önem
Horlama ve uyku aptesi, hava akışını engelleyen veya daraltan sebepler
Yaptığınız İyiliği Başa Kakmayın!
Korkularımıza Yenik Düşmeyelim
GÖZLER KALBİN AYNASIDIR
Para kazanmak zor
Ne Kaybedersiniz Ki?
KIŞIN TÜKETİLMESİ GEREKEN MEYVELER
Hayata İnat Gülümse
Neden bu kadar ego!
“Ayağını Yorganına Göre Uzat”
Bulmaca Çözün, Belgesel İzleyin
Üzerinden geçen 81 yıla rağmen asla unutmayacağız
Üniversite Sınavı stresi
Önce Kendi Evimiz Olan Dünyayı Kurtaralım
İhanet etme sonunda üzülebilirsin
Benim Dostum Sayfalar
Ben bir çay tiryakisiyim
ŞİİRLER ASLA BİTMEMELİ
“Türkçemizin Yozlaşması”
Bırakamam diyemezsiniz
Kelebekler Ruhun Güzelliğidir
Tuzlu kahvenin hikâyesi
Kültürümüz Bilinçsizce Yozlaşıyor
GÜZEL YAŞAMAK
NERDE O ESKİ GÜZEL GÜNLER
Orkide’nin Bilinmeyenlerini Duydunuz Mu?
Hazır Yiyeceklerin Zararları
Her şeyin başı sabır
Trafik canavarı olmayalım!
Yüzmek Sağlık Kurtarır
Hayal Et Gerçek Olsun
Türkiye’mizin Gururu: Rıza Kayaalp
Geçmişten Günümüze AİLE
Evliliklerinizi koruyun
Çocuklar mutluluk, çocuklar umut,
Sabırlı Olmakta Fayda
HAYATIMIZIN GERCEKLERI.
Yerli Malı
OkuIIarı olan bir miIIetin istikbaIi emniyettedir
Önce adalet lazım
Resmi İlan

               

Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Öne Çıkanlar
Alıntı Yazarlar
Afyon
Çok Bulutlu
Güncelleme: 09.04.2020
Bugün
- 12°
Cuma
- 15°
Cumartesi
- 16°
Afyon

Güncelleme: 09.04.2020
İmsak
04:57
Sabah
06:23
Öğle
13:04
İkindi
16:43
Akşam
19:36
Yatsı
20:56
Arşiv Arama
Haber Yazılımı